Paradan önce, serbest ticaret imkanı istiyoruz: “Leissez Faire”:

 

AB’nin, Kıbrıs Türklerinin AB’ne entegre olma ve yakınlaşma sürecini kolaylaştırma çabalarını takdirle karşılıyoruz. Mevcut mali tüzüğün oluşumu, Kırbrıs Türklerinin, AB ile kurumsal ilişkilerinin başlatılması yönünden ve de bu tüzüğün bu hali ile işlevsel olamayacağının da bizzat AB tarafından görülmesi ve tanınması açsıdından olumludur. Mali yardım ile direkt ticaret tüzüklerinin yeni bir düzenleme ile birbirinden ayrılması ve implikasyonlarının sağlayacağı yarardan da ayrıca tatmin olmuş değiliz. 24 Nisan referendumunda, Kıbrıslı Türklerin varlığının, siyasi eşitliğinin ve kendi kendini yönetme hakkının tescil edilmiş olmasına rağmen, mali yardımın kullanım şekli itibarı ile Rum yönetiminin yetki ve otoritesine bırakılmış olması, AB’nin eşitlik ilkesi ile çelişmektedir.

 

Direkt ticaret tüzüğünün hayata geçirilmesi için gereken uygulamanın, komisyonun oy çokluğu yerine konseyin tam oybirliğinin aranması olarak değiştirilmesinin, Güney Kıbrıs yönetimine KKTC ekonomisi üzerinde siyasi güç kullanarak dolaylı olarak belirleyici olma fırsatı tanıması anlamına da gelmektedir ve bu da Kıbrıs Türk toplumu için kabul edilemez bir durumdur.

 

Mali yardım tüzüğünün kapsamı ayrıca yetersiz ve Kobi’ler önderliğinde reel sektörün kalkınması açısından eksiktir.

 

Mali yardım kapsamında kullandırılacak olan 139 Milyon euro tutarının; özel sektörün de kalkınması ve gelişimine yönelik kullanılma kapasitesi içermemesi de tüzüğün kendi içerisindeki bir diğer eksikliktir. KKTC ekonomisinin merkezi olan Kobi’lerin kalkınmasının desteklenmesi mali yardım kapsamının dışında bırakılmıştır. Bunun yanında, mali yardım tüzüğü kapsamı dahilinde ihale edilecek projelere sadece AB kayıtlı firmalar katılabilecek, K.T.Ticaret Odası üyeliği yeterli sayılmayacaktır. Mali yardımın ekonomik kalkınmamıza katkı yapması düşüncesi, tüzüğün bu yönde değiştirilmesi gerekliliğini ortaya çıkarmaktadır.

 

Yine AB düzenlemesi olan yeşil hat tüzüğünün, reciprocality (mütekabiliyet), yani karşılıklı ticarete imkan verecek şekilde düzenlenmesini de beklemekteyiz. AB gümrük birliği dahilinde malların, her iki tarafa akışına imkan sağlayacak şekilde düzenlenmesi gerekmektedir.

 

İzolasyonların kaldırılmasına yönelik teselli verici değil, somut sonuçlar getirici açılımlar beklemekteyiz. KKTC’nin AB’ne bütünleşme sürecinin yürütülmesi ve ekonomik kalkınmanın sadece mali yardımla mümkün olamayacağı herkesin tanıdığı bir gerçektir.

 

Mali yardım tüzüğü ile amaçlanan, Kıbrıs Türk toplumunun yaşam koşullarının iyileştirilmesi gayretleri; ancak ticari ve ekonomik kapasitemizin doğal yollarla iyileştirilmesine imkan tanınarak gerçekleşebilecektir. Dolayısı ile direkt ticarete imkan sağlanması yolu ile ekonomik koşulların iyileştirilmesine yolaçılması gerekmektedir; Kıbrıs Türk toplumu kendi yaşam koşullarını iyileştirmeye muktedirdir.

 

Bu bağlamda direkt ticaretin serbest bırakılması bizler için mali yardımdan daha da önemlidir. Direkt ticaret tüzüğü ile mali yardım tüzüğünün birbirinden ayrılması kararı ile üzülerek müşahede etmekteyiz ki, AB’nin kararı, ekonomik değil, siyasi amaç taşımaktadır.

 

Ekonomide serbest ticaret kavramı çok eskilere dayanmakla birlikte, ünlü İngiliz ekonomist Adam Smith’in 1776 yılına dayanan; ve ekonominin mevcut unsurlarının rekabetçi piyasalar arasında hareket ederek ekonomik avantaj sağlama hakkının serbestçe yürütülmesi fikri ve öğretisinden ders almalarını tavsiye ederiz. Günümüzden tam 250 yıl öncesinin ekonomik sloganı haline gelen “Leissez faire” sözünü tüm AB üyelerine hatırlatırız. Bırakınız biz de ticaret yapalım. Bırakınız biz de kendi imkânlarımızla var olalım

 

Maraş’ın iadesi ve Kuzeydeki 1974 öncesi Rum malları üzerinde memorandum uygulanmasına karşılık limanların müşterek kullanıma açılması kabul edilemez bir yaklaşımdır. Bu denklem, Kuzey Kıbrıs ekonomisini baltalayacak sonuçlar yaratacaktır. Maraş’ın ve Limanların kullanımına yönelik girişimler bu aşamada yersiz ve zamansız olmakla birlikte, çözüm sürecinde hem siyasi hem de ekonomik dengeleri bozacaktır. KKTC’nin ekonomik kalkınmasının sağlanması ve güney ile kuzey arasındaki ekonomik düzeyin eşitlenebilmesi için, öncelikle eşit şartlarda ekonomik faaliyet ve ticaret yapabilme imkanlarına sahip olmalıyız.

 

Kamuoyunun bilgisine saygılarımızla sunarız.

 

Sunat Atun

GİAD Başkanı

 

28-02-2006