GİAD Başkanı Sunat Atun, Sn. Cumhurbaşkanı Mehmetali Talat’ın da onur konuğu olarak katıldığı ve Ege Bölgesi Sanayi Odası tarafından İzmir’deki lokalinde 21 Haziran 2006 tarihinde düzenlenen “AB PERSPEKTİFİNDE KKTC EKONOMİSİNİN GELECEĞİ” konulu panele konuşmacı olarak katılmıştır. Yine ayni panelde KTTO başkanı Sn.Erdil Nami, Sanayi Odası başkanı Sn.Musa Sönmezler ve İŞAD başkanı Sn.Özalp Nailer de konuşmacı olarak yer almıştır. Giad Başkanı Sunat Atun’un konuşmasının metni aşağıdaki gibidir:

 

1- Kıbrıs Sorununun son 3 yıllık siyasi analizi:

1974 yılından buyana Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY); Kıbrıs Cumhuriyetinin eşit kurucu ortağı olan Türk tarafını hem izolasyonlar altında tutmayı başarmış, hem de 24 Nisan referandumuna kadar Türk tarafını uzlaşmaz olarak göstermiştir. Kıbrıs’ın tam üyeliği için Türk tarafının onayı alınmadan veya çözüm bir ön şart olarak giriş sözleşmesinde yeralmadan GKRY’nin meşru hükümet sıfatıyla birliğe tam üye olması, GKRY’nin Kıbrıslı Türk ortağına olan ihtiyacını ortadan kaldırmıştır.

24 Nisan 2004 referandumunda ortaya konan çözüm iradesinin bizzat halk tarafından sandığa yansıtılması ile birlikte hem Türk tarafının gerçekte uzlaşmaz taraf olmadığı meydan çıkmış, hem de GKRY’nin de izlemiş olduğu çözümsüzlük stratejisi de gün ışığına çıkmıştır.

Bu da göstermektedir kii, referandum sonrasında, AB’nin GKRY’ni tüm Kıbrıs adına AB üyesi yapması tarihi bir hata olmuştur.  24 Nisan referandum sonuçları ile birlikte, geçtiğimiz ay GKRY’nde gerçekleşen parlamento seçimlerinde, Ret cephesinin %5 oranında oy artırması somut olarak ispatlamıştır ki, Rum toplumu, Türklerle yetki paylaşımını ve eşitlik temelinde yeni ortaklık kurmayı reddetmektedir. Bu siyasi yorumun sosyal manada diğer bir doğrulayıcısı,  Rum gençleri arasında yapılan anketlerde Türk’lerle bir arada bulunmama kararlılığının % 75 oranında sergilenmesi olarak görülmektedir.  GKRY’nin her dönem Türk tarafından yeni tavizler talep ederek Kıbrıs sorununu ucu belirsiz süreçlere itmeye çalışması, izolasyonlara son verilmemesi gibi unsurlar da göstermektedir ki hedefleri KKTC’ni ekonomik yönden zayıflatmak, devletine olan inancını sarsmak ve Sn.Papadopulos’un ifadesi ile Osmosis yöntemi ile Türk nüfusu eriterek tüm adanın yönetimini ele geçirmektir.

Bu noktada AB kurumlarının Kıbrıs Türk halkına referandum öncesi vermiş oldukları sözü tutmakta halen etkisiz ve gönülsüz kalmakta oldukları da gözlenmiştir.

Rum tarafının uzlaşmaz tutumu ve izolasyonların etkisi devam ettikçe, toplumlar birbirinden uzaklaşacak ve bölünmüşlüğün derinleşerek kalıcı hale gelme riskini de oldukça güçlendirecektir.

Rum halkının çoğunluğunun Türklerle birlikte yaşamak istemediğini gerek sosyal gerekse siyasi olarak beyan etmesiyle birlikte, ekonomik gücü artmakta olan Kıbrıs Türk halkının da ortaklığı reddetme eğilimine girmesi ilerleyen yıllarda meydana gelebilecek güçlü olasılıklardan biridir.

Tüm bunlara rağmen, kalıcı ve adil bir çözümü arzulayan KKTC halkının iradesi ve Türkiye’nin sürdürmekte olduğu dış siyasi dengeler de göz önünde bulundurularak, tüm dünyanın takdir etmekte olduğu çözüm vizyonu terk edilmemelidir.

Yapılması gereken ve tüm bu unsurlarla mücadele etmenin yolu olan izolasyonların kaldırılmasını ihtiyaç haline getirmektir. Bunun yolu da siyasi alanda sergilenen gayretlerin yanında,  güçlü bir KKTC ekonomisinin tesis edilmesinden geçecektir. Dolayısıyla KKTC bir çekim merkezi haline getirilmeli, ekonomik gelişimi sürdürülebilir hale getirecek politikalar üretilmelidir.

 

 

2-       KKTC ekonomisi

 

 

KKTC’nde ekonomik büyüme 2000-2004

 

Yıllar

Oran

2000

%- 0,6

2001

% - 5,4

2002

% 6,9

2003

% 11,5

2004

%15,4

 

Rakamlar göstermektedir ki, ekonomik olarak, GKRY ile olan uçurum giderek daralmaktadır.

Ancak ortaya çıkan büyümenin sürdürülebilir olabilmesi esastır.

 

2-       AB Kriterleri ve KKTC ekonomisi:

 

Maastricht kriterleri:

AB’ne üye ülkelerin Ekonomik ve Parasal birliğe katılım şartlarını belirlemektedir. Buna göre;

Konu

AB Kriterleri

GKRY

KKTC

Enflasyon oranı

% 1,5

%  2,3 %

%  11,6

Kamu borçlarının GSYİH oranı

%60

% 72,0

%118,0 

Bütçe açığı GSYİH oranı

%  3

%  6,4

% 16,5

Faiz oranları

%1,8

%  3,2

%  32,0

Devalüasyon

-

-

-

                                                                                                                                    2004 yılı rakamları ile

Tablo göstermektedir ki, güney Kıbrıs ekonomisinde de makro ekonomik dengesizlikler bulunmakla birlikte, Kuzeydeki dengesizlik sonderece sağlıksızdır.

 

IMF-GKYR Protokolü:

GKRY’nin yüksek gelir düzeyi, yüksek sektörel verim oranları ve uluslar arası Pazar erişim gücüne rağmen ekonomisinin vermekte olduğu istikrarsızlık sinyallerinden sonra, (AB nezdinde uygulamakla yükümlü olduğu Convergence Programı gereği), 2003 yılında IMF önerileriyle sıkı maliye programları uygulaması altına girdi. Bunlar:

-          Kamu çalışanı emekli yaşının yükseltilmesi

-          Kamu çalışanı maaş artışlarının durdurulması

-          Kamu istihdamının durudulması vb. gibi kamu maliye tedbirleri getirildi.

Sözkonusu programlar istikrarlı bir şekilde uygulanmaktadır.

 

 

TC-KKTC “Yeniden yapılandırma ve Ekonomik kalkınma” Programı:

-          kamuda tam gün mesai dönemi uzatıldı

-          kamu istihdamı zorunlu haller dışında durduruldu

-          bütçe harcamalarıma yeni anlayış getirildi

 

Tüm bu unsurlar göstermektedir ki, kamu kesimine sürekli para aktarılması, etkin ve verimli çalışmanın sağlanamaması ile birlikte günümüzde 2,2 milyar doları (DPÖ -2004)  bulan borç stokunun varlığı ile birlikte KKTC’nde baş gösterebilecek bir ekonomik durgunluk neticesinde ekonomimiz büyük sancılar yaşayacaktır. (Borç stokunun nüfüsa oranı TC’Ne kıyasla 4 katıdır)

 

Büyüyen bütçe açığının düzeyi, makro ekonomik istikrarsızlığın göstergesidir. Bütçe’nin önemli bir bölümünün TC tarafından finanse edilmesine rağmen, makro-ekonomik istikrarsızlıklar neticesinde  AB kriterleri de giderek ulaşılmaz hale gelmektedir.

 

Şubat 2006 yılında Kamu çalışanlarına, (2003 yılında) imzalanan ekonomik kalkınma programına aykırı bir uygulama izlenerek ve bütçe imkanları üzerinde artış yapılması, ve artışların yine bu programa aykırı olarak sendikalar ile yapılan bir protokol altına alınması bütçeye hem bugün hem de gelecekte ciddi bir yük getirecektir. Ekonomik stikrar programlarına uymayan ve uygulamayan KKTC’nin olası ekonomik durgunluğun yükünün karşılanması mevcut düzende mümkün değildir. Bu unsur, bütçenin geleceğinin de ipotek altına alınmasına sebep olmuştur.

 

Buna göre kamu mali disiplin sağlayabilmek için:

 

 

1-       Sonuç:

 

AB kriterlerini yakalayabilmek için,

-          istikrar programları uygulanması,

-          kamu reformları yapılması –

-          tam serbest piyasa ekonomisine geçiş sağlanması gerekmektedir.

-          Siyasi statünün yanında, ekonomik statünün yükseltilmesi de gerekmektedir.

-          Gerek siyaseten, gerekse iktisadi olarak bugün değil, yarın hedeflenmelidir.