1. GİAD, iş ve işyerleri açılış-kapanış saatleri uygulamasına karşı çıktı (05.03.2008)
Çalışma
Yasası’nda, çalışanların çalışma, dinlenme ve mesai ödenekleri düzenlemeleri
açıkca belirtilmiştir. Çalışma bakanlığı, çalışma şartlarını düzenlemek ve
denetlemek üzerine odaklanmak yerine; uzmanı olmadığı ekonomi alanında el
yordamı ile düzen sağlamaya çalışmaktadır. Bu sözde düzen gayretleri içerisinde
de yasaklarla hareket edilerek; halkın bilimsel yöntemlerle gün açığına
çıkarılan alışveriş eğilimleri görmemezlikten gelinmekte; halkın alışveriş
özgürlüğü ve alışkanlıkları yasa baskısı ile değiştirilmeye çalışılmaktadır.
Bunun yanında mevcut yasa ile haksız rekabeti önlemek adı altında gerçekte
haksız rekabet ortamı sağlanmaktadır. Serbest piyasa ekonomilerinde rekabet
düzenlemesi çalışma bakanlığının iradesi ile değil, ekonomi ve ilgili bağımsız
kurullarla yerine getirilmelidir.
AB uyum sürecinde,
Katılım Ortaklığı Belgesi gereğince kapsamı AB temel hukukunca belirlenmiş
Rekabet Yasası’nın hazırlanması zorunlu olacaktır. Tüm işletmelerin
gelişimlerinin sağlanması, tüketici özgürlüğünün egemen kılınması ve
verimliliğin artırılması amacı ile iç piyasada tam serbest rekabet
düzenlemelerini mecbur kılan, sınırlamaları ortadan kaldıran ve AB ekonomik
vizyonunun tipik bir ürünü olan AB Rekabet Hukuku ile KKTC Çalışma Bakanlığı’nın
ekonomiye empoze etmeye çalıştığı bu düzen arasında ağır bir çelişki vardır.
Gerek AB, gerekse dünya ülkeleri iç ve dış ticarette korumacı düzenlemeleri
yıllar önce terketmişlerdir. Hükümetin; AB vizyonunun anlaşılabilirliğine, tüm
bilimsel çalışmalara ve gerek ticaret dünyasının gerekse tüketicinin
itirazlarına rağmen konsensus sağlanmadan ve tutarlı ekonomik gerekçeler ortaya
konulmadan uygulamaya geçmesi; yasanın hazırlanmasında egemen olan motivasyon
unsurlarının rasyonellikten ne kadar uzak olduğunun açık göstergesidir.
Yasanın hazırlanma
telaşı altında vatandaşın ve ticaret dünyasının görüşleri gibi hukukun
üstünlüğünün de bir kenara itilmiş olduğu da meydana çıkmıştır. Yasanın “Hukuken
sakat” olarak meydana geldiği hukuk dünyası tarafından vurgulanmaktadır. Bu da
mevcut anlayışın hukuken de tutarsız olduğunun bir kanıtıdır.
Yapılan bilimsel
araştırmalar sonucunda meydana çıkan tüketici eğilimi, bakkal türü işletmeler
ile süpermarketlerin ayni tabanda rekabet etmediğini de gün ışığına çıkarmıştır.
Bunun sonucunda alışverişin bir kısmının Güney Kıbrıs’a kayacağı aşikardır.
İlaveten, müdahale ile alışverişin büyük ölçekteki kurumlardan, kurumsallaşmamış
mikro işletmelere kayması ile devletin vergi gelirleri de nispi marjinal düzeyde
azalacak; ayni oranda kayıt dışı ekonomi de büyüyecektir. Bu nedenle kurumsal
yapıda bulunan büyük ölçekli işletmeleri kapatmak yerine; mikro işletmelerin
bünyesini güçlendirerek rekabet gücünü artırmak yönüne gidilmelidir. Uygar
ekonomilerde uygulanmakta olan yöntem budur. Ülkemizde faaliyet göstermekte olan
dış kaynaklı kurumlar halen mikro işletmelerin gelişimi için çeşitli programlar
düzenlemektedirler. Ekonomi bakanlığının mikro işletmelere finansal kaynak
sağlayarak gelişim süreçlerini güçlendirmesi gerekmektedir. Kısaca, mikro
işletmelerin kalkınması ve gelişmesi için diğer işletmeleri sınırlamak yerine
mikro işletmelerin kendi odaklarında değerlendirmek gerekmektedir.
Çalışma bakanlığı,
yapılan açıklamalardan takip ettiğimiz üzere son günlerde ticaret dünyasına
yönelik tavır almış durumdadır. Gerek derneğimiz gerekse Ticaret odası gibi
ekonomik sivil toplum örgütü niteliğindeki profesyonel kurumların bilgi biriki
ve tecrübelerinin dikkate alınmaması toplumsal barışa ve iç huzura katkı
sağlamamaktadır. Mevcut yasa ile ayni tabanda rekabet etmeyen işletmelerin ve
örgütlerin birbiri ile karşı karşıya getirilmesi de ayni şekilde toplumsal
barışı dinamitlemektedir. Yani yasa, murad edilene değil, büyük hasarlara
gebedir.
Tüm itirazlara,
bilimsel çalışmalara, hukukla uyumsuzluğuna ve AB vizyonuna rağmen ekonomide
“yasaklar düzeninin” zorla getirilmesi ile meydana çıkan diktatöryel anlayış,
serbest piyasa tarihine kara bir leke olarak işlenecektir.
Sosyalist anlayışın
yaygın olduğu Fransa’da serbest ticarete yönelik (bırakınız yapsınlar) “Laissez
Faire” söylemi, ortaçağ sürecinde ifade edilmiş ve ekonomi anlayışında büyük
aşamalar katedilmesini sağlamıştır.
Çalışma bakanlığını,
vatandaşının ve ticaret dünyasının sözüne itibar ederek bu yanlıştan dönmeye
davet ediyoruz.