DOĞRUDAN TİCARET TÜZÜĞÜ

25-01-2007

Doğrudan Ticaret tüzüğünün uygulanma zemininin, "azınlığa hak bahşetme" anlayışıyla değil, geç kalınmış hakların iadesi çerçevesinde oluşturulması, ve AB yetkili kurulllarının bir an önce harekete geçmesi beklenilmektedir. AB, artık Kıbrıslı Türklere yönelik gösterdiği yaklaşımının temel felsefesini de değiştirmelidir.

Kıbrıs Türk tarafı, Kıbrıs sorununa çözüm kararlılığını AB üyeliği hedefi yönünde kararlı bir şekilde sürdürmektedir. Annan planını, hem çözüme hem de AB hedefine inanarak kabul eden Kıbrıslı Türkler, referandumun hemen sonrasında sözü verilen mali yardım ve direkt ticaret imkanının hayata geçirilmesi beklentisini de sürdürmektedir. Ancak GKRY'nin üyeliği sonrasında mali yardım ve doğrudan ticaret tüzüklerinin birbirinden ayrılması, GKRY'nin AB içersinde dengeleri Kıbrıs Türk tarafı aleyhine olarak etkileme gayretlerinin nekadar etkin olduğu gerçeğini ortaya çıkarmakta, aşikar hakları çözüm süreci içerisinde siyasi pazarlık konusu yapmaya çalışmaktadır.

Doğrudan ticaret tüzüğünün COREPER kararları ile "Maraş'ın iadesi" önkoşuluna bağlanması; hem AB tarafından referandum sonrasında verilen sözle çelişmekte, hem de siyasi çözüm koşullarına müdahale anlamı taşımaktadır.

Genel bağlamda, 22 Ocak 2007 tarihinde Almanya'nın iradesi ile başlatılacak olan "doğrudan ticaret"e yönelik çalışmaların; bugüne kadar yansıtılan "azınlığa kısıtlı haklar tanınması" yaklaşımı ile değil; barış ve çözüm iradesini ispatlamış Kıbrıs Türk toplumu üzerindeki ekonomik ve ticari kısıtlamaların tam anlamıyla kaldırılması çerçevesinde algılanması ve sonuçlandırılması gerekmektedir. Bu bağlamda GİAD'ın beklentileri aşağıdaki gibidir:

1-Kuzey Kıbrıs'da üretilen tüm ürünler, Kıbrıs'ın tüm limanlarından (Limasol-Larnaka-Gazimağusa-Girne) dünyaya ihraç edilebilmelidir. Bu bağlamda Kıbrıslı Türkler ve Kıbrısılı Rumlar, ada çapında tüm limanladan ticaret yapabilmelidirler. Kıbrıslı Türklere Kuzey limanlarından ticaret hakkı verilmeden sadece Güney Kıbrıs limanlarından ticaret yapması yönünde yaklaşımlar izolasyonların sulandırılmış sürekliliği anlamına gelecektir.

2- Kuzey Kıbrıs, yine bu limanlar aracılığı ile tam serbest ticaret yapabilmelidir.

3- Doğrudan ticaret uygulaması izolasyonların önemli ölçüde kaldırılmasını sağlamakla birlikte; siyasi çözümün ana hatlarından biri olması gereken Maraş'ın iadesi konusu ile bağdaştırılmamalıdır. Maraş’ın ancak kapsamlı bir çözüm planının ana unsurları arasında yeralması gerektiğine ilişkin  unutulmamalıdır.

4- Kuzey Kıbrıs'ta imal edilen ürünlere ait Menşe Şahadetnamesi sadece KTTO tarafından verilebilmeli, GKRY kurumlarına da eşdeğer belge verme imkânı sağlanmamalıdır.

5-  Ercan havaalanından direkt uçuşların yapılamasına imkan sağlanmalıdır.


Yukarıda getirilen önerilerin yanında, KKTC hükümetinin de gözardı edemeyeceği sorumlulukları vardır. Buna göre:

A- KKTC hükümeti, statükonun hüküm sürdüğü, verimsiz işletilen Gazimağusa limanına yatırım yapmalı; yasal değişikliklere giderek yaz mesaisi uygulamasını süratle terketmeli, gümrük ve liman hizmetlerinde vardiya sistemi uygulamasını siyasi rant kaybı pahasına hayata geçirerek limanın rekabet gücünü artırmalıdır. Adıgeçen tedbirleri uygulamaktan aciz kalınması durumunda limanlar süratle özelleştirilmelidir.

B- Ercan havaalanında da benzeri uygulamalara geçilmeli, Larnaka havaalanı ile rekabet edebilecek kalitede hizmet altyapısına kavuşturulmalı, işletmesi süratle özel sektöre devredilmelidir.

Kamuoyuna saygılarımızla duyurulur.

        GİAD
Yönetim Kurulu (a)
Sunat Atun
Başkan

    25-01-2007